13 Eylül 2015 Pazar

Yaşamalıydım,
Hikâyenin sonunu merak ediyordum.
Ama Ortada ne bir hikaye kaldı
Ne bir son.
Sanki biri
birden bire yazmayı bıraktı.
Sürekli başa sarıyor
Arkası flu
Tam iyi olacak diyorum
Demez olaydım.
Sabır diyorum
Nereye kadar.
Sahi nereye kadar dayanirim?
Hayatımı yeniden seçme şansım olsa
Hiç secmedim
Ya da seçerdim.
Bilmiyorum.
Ama Kendimi yeniden seçme şansım olsa
Yine beni secerdim
Dogrularimla
Yanlışlarımla
Kusurlarimla
Ve inançlarımla.
Hiçbir şeyi değiştirmeden
Yine beni secerdim.
Ama ben bu dünyaya hiç yakışmıyorum
Keşke başka dünya olsa.
Bana laik
Benim gibi






9 Mart 2013 Cumartesi

velhasıl aşık olmak güzel şey. önceki acıyı çabucak unutturuyor.

13 Ocak 2013 Pazar

mutlu sonla biten farklı masallar yazdım. ben yazdım, ben inandım... bitti ama mutlu değildi.

20 Aralık 2012 Perşembe

bana pembeli, morlu, kalpli, malpli sıcak su torbası hediye eden ilk erkekle evlenme kararı aldım.

25 Kasım 2012 Pazar

eski güzel günlerin hatıraları, onlar bile ağır. bıraktım denize.

2 Mayıs 2012 Çarşamba

en sevdiğim ojelerim

ojeleri o kadar çok sevıyorum ki! hergün saatlerce oje bloglarına göz gezdırıyorum. bende bır kac tane daha kendımden paylasmak ıstedım. hepsi zaman ıcınde yapılan manıkurler ve telefon cekımleri, bazıları cok net bazıları cok bulanık :S














2 Haziran 2011 Perşembe

oje Can'dır

ojeyi seven ne çok  kız var :) onlardan biri de benim.  rengarenk ojelere bayılıyorum ! çoğu blogger kadar profosyonel olmasam da sevıyorum oje sürmeyi. tırnaklarımı da sevıyorum. bende kı bu oje delılıgı ıkı yıl oncesınde basladı ve ozellıkle bu yıl arttı! yıllarca tırnak yiyen bırısı olarak şimdi ojesiz duramıyorum. çünkü o yenmiş tırnaklara anca şekil verdim ve 2 yılda anca alışkanlıgımı bırakabıldım. bu postta en sevdıgım ojelerimi paylaşacağım :) fotograf makınam olmadıgı ıcın hepsı telefon cekımı. aslında pek de kötü sayılmazlar bana gore :)
yorumlarınız benım ıcın çok önemlı <3
öptümm. devamı daha sonra ^^



26 Mayıs 2011 Perşembe

koskoca bir dönem nasıl geçti ! daha dün başlamıştım okula. o herkesin öve öve bitiremediği. fakat içine girince hiç bir şeyin normal olmadığı yere. bom boş bir yıl geçiridm. aslında neler neler yaşayıp neler neler gördüm.  en çok da insanlara güvenmemek gerektiğini  anladım. haa bir de  kesinlikle gözün açık olacak ve kimseyi düşünmeyeceksin. yoksa hep sen eziliyorsun ve için içini kemiriyor.
unutmadan belirteyim, trabzonlulardan nefret ediyorum!!!! istisna falan yok ! varsa da bana denk gelmedi orası ayrı !

15 Mayıs 2011 Pazar

bu kez bir amaç var

suraya yazı yazmaya bile üşeniyorum. öyle bir insanım işte :)
bu yazıyı da laf olsun torba dolsun blogumu bırakmadgımı gostermek ıcın yazdım. ve birde rosein in çekilişine katılmak için.  broş hoşuma gitti. hem daha 15 gün süresi var. sizde katılmak istersınız. öptümm.

18 Nisan 2011 Pazartesi

can sıkıntısına

18 gündür yazmadığımı fark ettim. daha doğrusu yazamadığımı fark ettım. ben bu işi beceremiyorum :) normal bi paylaşım yerıne çevireyim dıyorum blogumu. ama o kadar çok yapan var ki bu işi. çok ustaları çok profösyönelleri var. ben tam bi oje delisiyimdir. oje ıle ılgılı blog yazayım diye düşünüyorum sonra oje ıle ılgılı olan bloggerlara bakıyorum ben cok amatör kalırım yanlarında. en iyisi mi zor da olsa saçma sapan sa olsa ben günlük şeklinde karalamaya devam edeyim :)
daha önce okuldan nefret ettıgımı soylemısmıydım.  hahah seven yoktur sanırsam. şu saate kadar uyanıgım en az 1 saat daha burdayım. bu yüzden sabah yine benim için işkence olacak. sevmiyorumm okuluuuuuu, pazartesiileriiiiii, salılarııı diye devam eder böyle :)
bloga pek yazmıyorum ama cok okuyorum ya :)  benı ızleyen herkesı ızlıyorum ve nerdeyse hepınzıın yenı yazdıklarını  okuyorum. yorumda yapmak ıstıyorum ama dogrusunu soylemek gerekırse yorum ayzında yok hesap seç, yok karakter gir vs.. çok üşeniyorum :) ama siz bana yapın. ne kadar bencilim ^,^
burayada üşengeçlikten yazmıyorum ben. yazmaya değilde yazıya ekleyecek resmi bulmaya üşeniyorum valla :) genelde resımelrı de ben bulmam pek. birine buldurturum :)
bu da öyle oldu :)

1 Nisan 2011 Cuma

facebook un arkadaşlar arasında ki etkisi ve dostluk

üniversiteye başlayınca arkadaşlığın ne demek olduğunu dostluğun ne demek olduğunu çok daha iyi anladım.
dost candır, kandır. ne olursa olsun yanındadır. oysa arkadaş öyle mii :)) başımdan geçen bir komedi yi paylaşıyorum :)
aslında çok acı bir durum ya neyse :)
geçenler de bir arkadaşımla(sözde 8 aydır tanıştıgım en ıyı arkadasımdı) tartıştım. daha doğrusu o kendi halinde tartıştı :) sebep o kadar komik ki gülerisiniz.

bundan bir kaç hafta önce hava günlük güneşlik iken kampüsün yeşillikleri arasında onlarca resim çekildik. adı X olan arkadaşım bu resimlerin hepsini face e atmış. ben ise face de profil resmini bile sürekli kullanmam. sevmiyorum sanalda resmimin olmasını. herneyse ertesi gün oldu biz oturuyoruz kızlarla. Y olan kişi dediki benm resimleri kaldır ya sevgilimle tartıştım vs.. Z kişisi ise '' kaç kez söyledim benim resmimi face e atmayın diye '' konuştu. bende dedim ''  istemiyorum.  biliyorsun face de hiç resmim yok '' ama bunları böyle ciddi söylemiyoruz :) gerçekten de aradaki  (meğerse hiç olmayan)samimiyete bağlı olarak şakayla karışık bir şekilde söylüyoruz. neyse X  ;  ''tmm kaldırırım eve gidince bir daha da resim filan çekilmem'' dedi. neyse o gün bitti boyle. sabah yeniden okula geldik. bu hiç birimizle konuşmuyor. ama biz de sormuyoruz neyin var diye. neden soralım ki haklı olan biziz. aradan 1buçuk hafta geçti kız hala biz le çat pat konuşuyor. en büyük tepkisi de bana! ben laf atmasam hiç konuşmuyor benimle. tek başına oturmalar çıkışta hiç haber vermeden gitmeler falan. 

bunun yüzünden kendimi ilk okulda ki ergen kızlar gibi hissettim :) arkadaşlığı bitirdiği sebebe bakarmısınız. gülsem mi ağlasam mı bilemedim. gerçi çok da umrumda değil ama insanlar ile dargın olmaktan nefret ediyorum.

17 Mart 2011 Perşembe

en güzel şarkılar

bugünlerde bu şarkılara fena halde takmış bulunmaktayım :)
biliyorsunzudur zaten aralarında eski şarkılarda var.
dinlemediklerinizde şiddetle tavsiye edilir :)))

Candan erçetin - Elbette
Kolpa - Son nefesim
ayna - çay şekerim
ramadan - 7/24

15 Mart 2011 Salı

bu benim dünyam

iki haftadır giremiyorum bloguma. kendimde öyle büyük bir eksiklik hissettim ki. koskoca internet dünyasında sankı yapacak hiç birşey kalmadı. beni duyanda blogu yıllardır kullandıgımı sanar. alt tarafı ıkı hafta kullandım. sonra yasaklandı. iki hafta kullanamadım. ama yinede öyle alışmışım ki. sizin bloglarınızı özledim. :)) umarım en kısa zamanda bu saçma yasağı kaldırırlar ve bloglarına giremeyen arkadaşlarda girebilir.

24 Şubat 2011 Perşembe

...

gün geçtikçe kötüye giden hayatımı pempe gözlüklerle izlemekten utanmıyorum...beni ben yapan şey bu zaten.
bunu değiştirmeye çalışanların yaptıklarını sadece gülerek izliyorum.
bana zarar vermek için her yolu deniyorsunuz.
ama başaramıyorsunuz.ne olursa olsun kendimi mutlu etmek için her yolu deneyecem!  başaramasam bile kendimi yaşamış sayacam.hiç birsey yapmassam yaşamış olmam.

22 Şubat 2011 Salı

o kitabı istiyorum !

kitapları benim kadar çok seven başka bir öğrenci yoktur heralde.D&R a girdiğimde abartısız en az iki saat oyalanıyorum.ne kadar yorulsam da orada bulunmak beni dunyanın en mutlu ınsanı yapıyor.tüm kitaplar dergiler hepsi benim olsun istiyorum.elimi bir kitapa atıyorum.onu elimde gezdirirken ilgimi çeken başka bir kıtap oluyor hemen onu bırakıp yenisini alıyorum.böyle böyle saatler geçiriyorum.aldıklarımı okuyormusun dııye soracaksınız. tabiki okuyorum.kitap okurken kendimi kaybediyorum.yaklaşık 400 sayfalık kitabı bir günde bitirdiğim zamanlar oluyor.tüm herşeyi unutuyorum bir kitap elimdeyken.birden bire o kitabın içindeki karakter oluverıyorum.
bir de şu var , aldığım kitabı kımse okumak için istemesin benden.veremem diyemiyorum ama verırken canımdan can gidiyor.çunku bılırsınızkı verılen kıtapların geri gelmesi mucize gibi birsey.defalarca okumuş olsam da o kitap kitaplığımda durmalı.
ufak şeylerden mutlu olmayı başardığım için kendimi çok seviyorum.başkalarına bakıyorum mutlu olması ıcın hersey tam iken hala mutsuzmuş gibi davranıyrlar . gidin bir kitap alın.almayacaksanız bıle bır kütüphaneye gidin göz gezdirin. işte benim için mutluluk bu kadar kolay :)))

17 Şubat 2011 Perşembe

yorumsuz...

bazılarına göre hala çocuğum. ama ben ' keşke hep çocuk kalsaydım' diyebilecek kadar büyüdüm.içimdeki pembe renk uzun zaman önce soldu.kımse fark etmesin diye tüm kıyafetlerim pembe , bu yüzden yanaklarımı pembeye boyuyorum.sadece yalnız kalmayı sevıyorum sessız bır ortamda bir boşluğa saatlerce bakmayı.bunlara sebep olan bır sey arıyorum.hiç birşey bulamamak cok canımı yakıyor.kendıme dönüp bakıyorum.hak etmişimdir diye kendimi suçluyorum.mutlu bir anın hayalını gecmişte arıyorum hafızamdan silinmiş yada hiç yerleşmemiş sanki.gelecekte arıyorum aklım bir saniye bile mutluluk hayalını kuramıyor.sanırım hiç yaşamamış.nasıl bir şey olduğunu bilmiyor.ben yinede gülüyorum herkese.kimse görmesin ağladığımı , fark etmesinler diye aslında ne kötü durumda olduğumu.bazen 5 yaşında annesının elınden tutmus bir yere giden kızı , babasıyla bisiklet süren bir çocuğu öyle kıskanıyorum ki !  böyle işte nasıl yaşıyorum.bende bilmiyorum.

5 Şubat 2011 Cumartesi

Baba ben dansöz olacam.Annee manken olmak istıyorum.teyze fizikçiyim ama fizyoterapist değilim

Çocukken tek hayalim dansöz olmaktı.napalım.İbrahim Tatlıses Asenayı gözumuzde o kadar buyutmuştü ki o zamanlar dansozlugu ıyı bırsey sanardık.soran herkese ben dansöz olacam derdim.takardım kıçıma bir eşarp baslardım kıvırtmaya.müzık çalara takardım kaseti.çık çıkı çık çıkı çıkı çıkı oynardım.sonraları ana sınıfına baslayınca 29 Ekim gösterısı ıcın bızı manken yaptılar.boyle abidik gubidik kıyafetleri giydirdiler.tüm okul yonetımı , çevre okullardan gelen öğretmenler ve yüzlerce öğrenci içinde defile yaptık. Boyle mini mini etekler falan.sonra program bıtınce senı tanıyanlar manken manken dıye takılmaya basladı. E halıyle o yasta bıle olsa o tarz seyler ınsanın havalanmasına yetıyor.basladım ben manken olacam demeye.yıllarca bu boyle gitti.manken olcaktım.tek hayalım oydu.sonra ortaokulda İngilizce ogretmenımı cok sevdım.yıne karar degıstı.ingilizce ogratmenı olmak ıstıyorum artık.herkeste bi sevınc bı sevınc dgru duzgun bır meslek sectım dıye.tabı uzun  surmedı.bugune kadar kı en buyuk hayalım modacı olmaktı.hala da ısterım.defterler dolusu tasarladıgım kıyafetler var.sonra gazetecı olmayı cok ıstedım.köşe yazarı.yazmak ıstedım daha doğrusu.karısanım olmadan sadece yazayım herkes okusun.lisenın son senelerınde polıs olmak ıstedım..olacaktımda kıyısından döndum.yazılı sınavı  4 puan farkıyla kaybettım.en sonunda ne olacagıma karar verememısken fızık bolumunu kazandım. Ee ortada bı ıdeal olmayınca gıdeyım barı dedım üniversıte sonucta.herkesın dunyanın merkezı olarak gorduklerı o saçma yer.şimdi soruyorlar okul bıtınce ne olacaksın ben hala bocalıyorum.
-         fizikci olacam teyze.
-          haa ıyı ıyı 
-         Dizlerimiz ağrıyınca fılan bakarsın artık
-         HII
Lan derım noluyor ne dizi.meğerse beni fizyoterapist olacam sanıyorlarmış.Ah bu yaşlılar.ben kım fızyoterapist olmak kım.şu yaşıma geldım hala ne olacağımı bılmıyorum ya ne hoş.ama hala modacı olmak ıstıyorum.gazeteci olmak ıstegımı bloga ıkıncı yazıyı yazarken gırdıgım sıkıntıyla bırlıkte öldürdum arkadas.ben yazmak ıstıyorum ama beceremıyorum bu işi.ne konulara gırıyorum sız bılmıyorsunuz.onlarca kez yazıp yazıp sılıyorum surayı.bi o konuya gıdıyorum.bi bu konuya gıdıyorum.en sonunda tamamen kafamdakıyle ılgısız saçma sapan bir konuyla cıkıyorum dışarı.bak işte yıne yazdım bir şeyler ama kafamdakının bunula hıc bır alakası yoktu.(( yazdım yazmasına ama hadı bakalım hanım bitir bakalım bu yazıyı bıtırebılırsen! ))ya öyle işte.nerdeeen nereye.şu kafamdakı saçma sapan şeyleri ben anlasam sizede anlatacam.
Söz verıyorum ^.^

30 Ocak 2011 Pazar

İlk Yazı Heyecanı

    gunlerdır ne yazacagımı dusunuyorum.hatta öyle ki aklıma geldıkçe cep telefonuna bile kaydedettim.
ama şu not belgesının karsısına oturunca yıne uçtu gitti aklımdakıler. herneyse ne olursa olsun artık yazacam ve ılk yazımı yayınlayacam.elbet bircok yazım hatası vs.. olacak ama türkçe öğretmeni değilim.zaten blog açarken çok düşündüm *sen neyıne yazacaksın kı , otur önce dilekçe yazmasını öğren* diye ama yok.banane yazacam.

    son zamanlarda hersey öyle üst üste geldi ki.kafamın içindekilere bıle ulasamayacak kadar engebeli yollarım.herkes gibi aşk acısı çekmek, arkadaslarımla kavga etmek fılan ıstıyorum.sevgılısıyle tartısıp da ortalıgı velveleye verenlerı kıskanıyorum.böyle süreklı ölmek isteyen duygusal ergen tipleri var ya hani face de fılan hayatın ne kadar acı olduğunu yazarlar.. merak edıyorum da hayatın hangı acı yüzünü görmüşler? kendıni paramparça hissetmek var ya işte kendımı aynen oyle paramparça hissediyorum.tüm parçalarım yerlerde sürünüyor gibi. tek bir insanla bile konusmak ıstemıyorum.elimde olsa kapanacam tek bir odaya bır tek bılgısayarım olacak yanımda.sanırım bu sekılde hayatımın sonuna kadar mutlu olabılırım.arasıra delirdiğimi düşünüyorum.ciddi ciddi düşünüyorum ama.bazen herkes benımle ılgılensın bazende kımse bana tek bir kelıme bıle etmesın ıstıyorum.işte oyle karısık duygular içerisindeyım.
    ilk yazımdaki karamsarlık ve kargaşalık içinizi karartmasın.aslında herseye rağmen gülmesini ve kendımı mutlu etmesini biliyorum.
evet ya ben aslında herseye rağmen gülüyorum.bak işte: hihiihihih =))))


 *şey işte,oh be.rahatladım! Allah bi daha ki yazıda alsın işallah bu sıkıntımı.amin*

11 Ocak 2011 Salı

belki bir gün...

sadece bıraz zaman...